1. YAZARLAR

  2. Ozan Delican

  3. Siyaset mi Yalan Siyasetçi mi?
Ozan Delican

Ozan Delican

Siyaset mi Yalan Siyasetçi mi?

A+A-

Bilindiği üzere halk arasında " Siyaset Yalan" diye  deyimleşmiş iki kelimelik bir cümle vardır. Peki, siyaset gerçekten yalan mi? Yoksa aslında siyasetin yalan olması algısına sebep olanlar, yalancı siyasetçiler mi?

Peygamber efedimizden tutun da diğer bütün alimler siyaset yapmışlar aslında. Çünkü siyaset, aslında " devlet yönetmek" demektir. Peki devlet yönetmenin neresi yalan? Peygamber efendimiz de devlet yönetmiş, savaşmış ve dolayısıyla siyaset yapmış biri. Peygamber efendimizin yaptığı birşey kötü olabilir mi? Olamaz. Peki şimdilerde "siyaset yalan" denmesinin sebebi nedir?  Hepimiz biliyoruz ki her seçimden önce seçilmek isteyenler, vatandaşın kapısını çalarlar ve yüzlerce vaat vererek oy isterler. Vatandaş da ikna kabiliyeti çok yüksek olan bu kişilere inanıp oyunu verir.

Vaatciler seçildikten sonra da doğal olarak vatandaş verilen sözün tutulmasını bekler. Bu bekleme bir ümitle başlar. Bekler, bekler, bekler... Sonra beklemekle sonuç elde edemeyince " bir telefon açayım" der. Bir kere arar ama siyasetçi vatandaşın telefonuna cevap vermez. Vatandaş " siyasetçimin işi vardır" diye düşünür. Ertesi gün bir daha arar. Telefon bir daha açılmaz. Sonra defalarca arar ve o telefon hiç açılmaz.

Vatandaş, çaresizdir. "O mükemmel siyasetçim yalan söylemiş olamaz, telefonda bir hata vardır" diye düşünür ve bir adet koyununu satarak Ankara'ya dürüst siyasetçisi ile görüşmeye gider. Ankara'ya gidince de meclise hemen almazlar. Çünkü siyasetçinin meclis girişini arayarak kendisini davet etmesi lazım. Meclise girmek için 3 gün bekler vatandaş. Bir şekilde meclise girer ve o ezilip büzülerek oy isteyen siyasetçinin bir mutasyona uğradığının şaşkınlığını yaşar. " Ne istiyorsun" diye bir soru ile şoka uğrar vatandaş. Bana " bir söz vermiştiniz" diyerek titreye titreye cevap verir vatandaş... " Ben kimseye söz vermedim" cevabını alınca yıkılır o an vatandaş...  Bilirsiniz eskiden beri girdiğiniz sınavlarda, girmek istediğiniz işyerlerinde "referans" olayı vardı. Yani sınavı kazanmışsınız ama size " siyasi kefil" lazım. Yine başınıza bir çorap örülecek. O, kapınıza gelip oy isteyen güvendiğiniz siyasetçinize hemen gidersiniz. "Git sen o iş bende" der. Gidersiniz ve sonuçlar açıklanınca mülakattan kaldığınızı öğrenirsiniz. Ama "siyasetçim aramıştı" diye düşünürken aslında kandırıldığınızı öğrenirsiniz. Veya bürokrat olan müdür bey, arasının iyi olduğunu düşündüğü ve kendisine yakın olduğunu düşündüğü siyasetçi bey ile görüşerek terfi konusunda destek ister.

Siyasetçi bey " sen merak etme, o iş bende" der. Sonra müdür beyin elinden müdürlük alınmış ve düz öğretmenliğe atanmıştır. Güvendiği siyasetçi bey, müdür beyi kendisine rakip görmüş ve olmadık (örgüt vb) iftiralar ile görevden aldırmıştır. Daha nice örnekleri vardır bu olayların... Şimdi siz söyleyin canlar. Hangisi yalan? Siyaset mi siyasetçi mi ?

Bu yazı toplam 35 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM YAZ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.