1. YAZARLAR

  2. Mehmet Hanifi Alır

  3. İMPARATORLUK DİLLERİ, RESMİ DİLLER, ULUS VE HALK DİLLERİ İLE ANADİL ÇERÇEVESİNDE KÜRT DİLİ
Mehmet  Hanifi Alır

Mehmet Hanifi Alır

İMPARATORLUK DİLLERİ, RESMİ DİLLER, ULUS VE HALK DİLLERİ İLE ANADİL ÇERÇEVESİNDE KÜRT DİLİ

A+A-

İMPARATORLUK DİLLERİ, RESMİ DİLLER, ULUS VE HALK DİLLERİ İLE ANADİL ÇERÇEVESİNDE KÜRT DİLİ

Dil konusunda yazmak çok zor bir şey, hele hele on yıllar ve yüzyıllarca yasaklanmış; yok edilmeye, asimile edilmeye çalışılmış; görmezden gelinen, sahip çıkılmayan, tehlike arz eden diller konusunda yazmak çok daha zor.

Edebiyatçı değilim, dil bilimcisi değilim, tarihçi veya antropolog da değilim; ama, İslam coğrafyasında ağırlıklı konuşulan 4 dili; Arapça, Farsça, Türkçe ve Kürtçe’yi birbirine yakın mertebede okur, yazar, konuşur; batı dillerinden de İngilizceyi okuyacak, araştıracak derecede bilen, bu 5 dilin eğitimini almış, içinde yaşamış bir kişi olarak bu konuda yazma, söz söyleme gücü, haklılığı ve sorumluluğunu kendimde bulmaktayım.

Bunu yaparken; tarihsel gerçekleri, bilimsel olguları ve ilmi hakikatleri göz önüne alarak bağımsız, doğru, objektif ve adil bir mühendis mantığı ile inceleme ve araştırma ruhuyla.

Diller nasıl başladı? Niye farklı diller var? Kutsal dil var mı? Evrenselleşen imparatorluk dillerinin hikmeti ne? Her ülkenin bir resmi dilinin olması zorunlu mu? Ulus dilleri, Halk dilleri ne anlam ifade ediyor? Ana dil neden önemli? Yasak koyanlar, zayıf oldukları için mi yoksa güçlü oldukları için mi yasak koyarlar? Gibi sorulara cevap bulmaya çalışacağız.

Önce şunları tespit edelim. Dünyanın hiçbir kıtasında, bölgesinde, devletinde, ülkesinde homojen (küçük herhangi bir aşiret devleti hariç) bir etnik yapı olmadığı gibi, hiçbir dil de homojen, bütün kelime kökenleri sadece kendine ait, müstakil ve sade değildir. Çünkü İnsanoğlunun geçmişi ortaktır.

Bütün medeniyetler, birbirlerini etkilemişler. Birbirlerinden almışlar ve birbirlerine vermişler. Örneğin; Akadlar, Sümerler ’den alıp vermiştir. Gutiler; Akadlardan alıp vermiş ve Medler’e yansıtmışlar. Medler de Guti, Lidya ve Asurlar’dan alıp Greklere ;Persler üstünde de Mısır’a ve Babil’e yansımışlar vs.

Diller, lehçeler birbirlerini etkilemişlerdir, birbirlerinden kelimeler almışlar. Kim önce bir şey icat edip isim vermiş ise genelde o kelime; dillerin çoğunda aynı şekilde kullanılmıştır. Tıp terimleri gibi; televizyon kelimesi, gibi; bu gün kullanılan bilişim, iletişim ve teknoloji terimleri gibi.

Ayrıca; her dil zamanın teknolojisinden almıştır. Örneğin Kağnı arabalarında kullanılan aletlerin isimlerini başta yeni nesil olmak üzere çoğumuz bilmeyiz (kim biliyor?); ama, başka ülkelerde üretilen elektronik ve otomobil parçalarının çoğunu, üretildiği toplumun kullandığı dilden biliyoruz.

Diller, yaşanan coğrafya ve iklimden etkilenmiştir. Örneğin karın olmadığı yerde kız çocuğunun ismi Berfin olabilir mi? Ya da sadece develerin olduğu coğrafyada Hazal veya Ceylan ismine rastlayabilir mi siniz?

Ortak inanç sistemi, ticaret ve teknoloji ile aynı İmparatorluğa bağlı ortak değerler, insanlar arasında ortak dil ve kavramları oluşturmuştur. Yaşadığı coğrafya, iklim, bitki örtüsü, besleme kaynağı, dağı, denizi kendine özgü ayrı dil ve kavramlar meydana getirmiştir. Onun için bütün diller ve kültürler güzeldir, değerlidir. Hiç bir kültür diğerinden üstün değildir.

Ama ne yazık; ırkçılık melaneti, daraltılmış milliyetçi kalıplar insanoğlunda, o Eşrefî Mahlukat ruhunu kirletip, hoşgörüyü, empati kurmayı, vicdanı ve adalet duygusunu kaldırıp düzmece tarih ve kalıplara bağlıyor.

DİLLER NASIL OLUŞTU? NEDEN FARKLI DİLLER VAR?

SAPIENS’ın yazarı Yuval Hararî; meşhur kitabında BİLİŞSEL DEVRİM sürecinde ‘‘insanlar, önce karşıt güçlere (Diğer Canlılar, insan grupları) karşı kurgu kurup yada dedikodu yapıp, bunu kolektif bir bilince ve dile çevirerek ortak bir dil oluşturmuşlar’’, diyor. Kurânê Kerim’de ise

وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافُ اَلْسِنَتِكُمْ وَاَلْوَانِكُمْۜ اِنَّ ف۪ي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِلْعَالِم۪ينَ

‘’O´nun delillerinden biri de, gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olmasıdır. Şüphesiz bunda bilenler için (alınacak) dersler vardır’’, diyor.

Yani; Dillerin farklılığı Allah’ın ayetlerindendir ve Adetullah’dır. Gökyüzü, yeryüzü nasıl hakikat ise hatta galaksimiz nasıl hakikat ise dillerin varlığı ve kabulü da o kadar hakikattir.

Farklılığın sebebine gelince, SAPIENS’ın yazarı; ‘’Doğal koşullarda tipik bir şempanze grubu 20 ila 50 arası bireyden oluşur. Bir gruptaki şempanze sayısı arttıkça sosyal denge istikrarsızlaşır ve nihayetinde bir kırılma yaşanarak yeni bir grup oluşur. Zoologlar sadece birkaç kez 100 kişiden daha büyük gruplar gözlemlemişlerdir.’’ Gerçekten koyun sürü sayısı bile bellidir. Koyun sayısı çok fazla olursa ona göre birimlere ayrılır. Hiç ormanda 50 Aslanın bir orda dolaştığını görülmüş mudur? Doğanın kanunu, yani, Adetullah böyledir. Örneğin Kurânê Kerim’de :

يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ ذَكَرٍ وَاُنْثٰى وَجَعَلْنَاكُمْ شُعُوبًا وَقَبَٓائِلَ لِتَعَارَفُواۜ اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰيكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ خَب۪يرٌ

‘’Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve birbirinizle tanışmanız için sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınızdır. Şüphesiz Allah bilendir, her şeyden haberdardır ‘’diyor.

Her halde; dillerin ve renklerin farklılığın nedenlerini, bu iki ayetten, daha iyi anlatacak bir şey yoktur.

İLK İNSANLIK DİLİ NEYDİ?

Peki, İnsanoğlunun yâda Homo Sapiens’ın veya Ademoğullarının ilk konuştukları dil ne idi?

Güneş Dil Teorisine göre Türkçe miydi? Yoksa Ademoğullarının ikinci babası olarak kimilerince kabul edilen Nuh Peygamber’ın mevzusunun geçtiği Ararat veya Cudî kabul edilen Kürt Coğrafyasında konuşulan Kürtçe miydi? Yoksa kimisine göre kutsal kabul edilen Aramice,İbranice veya Arapça miydi? Yâda bu gün egemen olan batı dillerinden İngilizce miydi? Yâda sürekliğini hiç kaybetmemiş Çince miydi? Yoksa dünyanın en eski uygarlık dili kabul edilen Sümerc’e veya Mısırc’a miydi ? Evliya Çelebi’ye göre Kürtçe idi. Ancak Belki hiç biri, belki de hepsi idi?

Bunu sadece bugün biz merak etmiyoruz? İlk uygarlık sahipleri Mısırlılar de merak ediyordu. Nitekim, Antik Yunan Tarihçisi Heredot’un anlatımına göre ‘’Mısırlılar kendilerini dünyanın ilk insanları ve dillerinin ilk insanlık dili olduğunu düşünüyorlardı. Bunun için Firavun Psammetikus, krallığı ele alınca iki çocuk üzerinde deney yaparak dilin kökenini araştırdığını duyurmuştur. Söylenilenlere göre yeni doğmuş iki bebeği, onlara bakması için bir çobana teslim ederek, kimsenin onlarla konuşmasına izin vermemesini tembih etmiştir, çocuklar büyüdüğünde ise konuştukları ilk kelimeleri tespit etmesini istemiştir. Firavunun oluşturduğu hipoteze göre, dışarıdan müdahale edilmediğinde çocukların söyleyeceği ilk kelimeler, tüm insanların dilinin kökenini belirleyecektir. Çoban bir gün çocuklardan birinin “BEKOS” diye bağırdığını duyar ve bunun Frigce olduğu sonucuna varır. Çünkü “BEKOS” kelimesi Frigce “ekmek” anlamına gelir. Bu şekilde, Frigler’in Mısırlılar’dan ve öteki milletlerden daha eski olduğu ve Frigce’nin insanların orijinal dili sonucuna varırlar. ‘’

Doğrusu, Heredot dışında; günümüze ulaşan ve bu hikâyeyi doğrulayan başka bir kaynak yoktur.

Her ne olursa olsun gerçek şu ki İnsanlar bazen bir imparatorluk bünyesinde kahir ekseriyetin anlayacağı ortak bir dil oluşturmuşlardır ( Örneğin; Akadça, Osmanlica, İngilizce ), bazen bir imparatorluk birkaç dili bir arada kullanmıştır (Örneğin; Pers İmparatorluğu ve Roma İmparatorluğu) ,bazen bir ülkenin bir veya birkaç resmi dili olmuştur (Örneğin; İsviçre, Hindistan, Kanada, Belçika, Hollanda vs.) veya resmi dilin yanında tanınan diller olmuştur (Örneğin; İspanya, Rusya, Çin),bazen ulusların ve halkların dili bir kenara itilmiştir (Örneğin; Eski İngilizce, bu günkü Kürtçe gibi) ama gün gelmiş bir daha su yüzüne çıkmıştır, bazen de ülkenin resmi dili olmamıştır (Örneğin; ABD de Federal seviyede resmi bir dil yoktur, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel kuruluş felsefesini oluşturan 1921 Anayasasında resmi dil yoktur. ) bazen de yasaklı diller olmuştur (Örneğin, Ortadoğu’da yıllarca Kürtçe gibi).

Şimdi bu konuyu biraz derinleştirirsek:

A] İMPARATORLUK DİLLERİ:

İmparatorluk Dilleri, evrenselleşen diller yada uygarlık dili veya halkların konsesüs halinde oluştukları diller veya emperyal diller deyince akla ilk gelen Akadç’a, Osmanlic’a ve İngilizcedir. Bunların oluşum biçimi ve bu 3 dil ile de bağı olan Kürt dilinin yerini inceleyelim.

AKADÇA:

İster kabul edelim ister kabul etmeyelim; emperyalist diyelim veya fatihan diyelim dünyanın uygarlık yaratan, bilimsel çalışmalar yapan, deniz aşırı, uzay aşırı ufuklar açan imparatorluklar veya süper güçlerdir. İlk İmparatorluk ve ilk imparatorluk dili Akadlar (M.Ö 2334-2150) ve Akadça’dır. Zira ilk medeniyet ve uygarlık beşiği deyince akla altın hilal, Mezopotamya yani bu günkü Kürt Coğrafyasının bir kısmı gelir. Bu beşiğin; ana damarı, Sümerler’den Akadlar’a; Akadlar’dan Gutiler’e,ve Asurlar'a;Asurlar ve Gutiler’den Medlere; Medler’den Asurlar’a,Lidyalılar’a,Grekler’e ,Persler’e ve Persler üstünden de Mısırlılar’a ,Babil’e ve Romalılar’a vs. devam etmiştir.

Akadlar, Sami bir halk olup, Sümerler Şehir Devletlerinde işçi olarak çalışıyorlardı. Sümerler Şehir Devletleriydi ( aynı zamanda bir din devletiydi ) ve Sümerce de daha çok din ve ibadet diliydi. Akadalar, Sümerleri yıktıktan sonra, din dilini Sümerce’den; yönetim, iletişim ve kültür dilini Sami dillerinden, komşu Elamca’dan, Hurrice’den alarak ortak bir uygarlık, medeniyet ve imparatorluk dilini oluşturdular.(Yani AKADÇA) .O tarihte, dünyaya egemen olan Akad dili ve kültürü, Babil ve Asur dilleri ve kültürleri olarak daha sonra Arami’ce,İbrani’ce,Süryani’ce vs devamı etmiştir. Nitekim, Gılgamış Destanının orijinal dili Akadçadır. Hatta, Kurânê Kerim’de Allah kelimesi dahil olmak üzere bir çok kelime Sümerce kökenlidir ve Kürt Kelimesi dahi KURTİ ,dağlı veya yüksek yere mensup anlamında Sümerce’den gelmektedir.

Sümerler, bir şehir devletidir. Nedense şehir Devletleri, büyük uygarlıklara yol açmıştır. Örneğin; Sümer Şehir devletleri; Akad, Babil, Asur ( Beynel Nehreyn Dicle - Fırat arası Mezopotamya) Medeniyetine; Sparta, Atina Şehir devletleri Grek (HELEN ) Medeniyetine ; Medine Şehir Devleti İslam medeniyeti ve uygarlığına yol açmıştır. Her halde bunun en önemli sebebi; Şehir Devletlerinin özgürlük, serbestiyet ve demokrasi imkân ve ortamıdır.

Akadlar, araştırmacılara göre, Kürtlerin ataları sayılan Zağros Dağlarında yaşayan Gutiler tarafından yıkılmıştır. Onun için meşhur Akadlar’ın Gutiler için söylediği ‘’Dağda büyüdüler, güçlendiler ve gelip ülkemizi aldılar’’ sözü tarihe geçmiştir.

Gutiler, savaşçı ve dağlı bir halk olduğu için Sümerler onlara Şeytan, Cin gözü ile bakıyordu, ki muhtemelen, bir çok halk gibi Sümer şehir devletlerinde Kürt boyları da vardı.(Bunu en az Kürtçe kelime kökenlerinden anlıyoruz).

İlginçtir, görüldüğü gibi; Kürtler, kendi tarihlerini, hiçbir zaman kendileri yazmamışlar yada yazmışlar da imha veya kayıp olmuştur ve tarihleri sürekli mücadele ettikleri halklar tarafından yazılmıştır.

Gutiler’in tarihini mücadele ettikleri Sümerler ve Akadlar; Medler’in tarihini mücadele ettikleri Yunanlılar (Heredot, Ksenofon, Homeros gibi tarihçi, şair ve yazarlar) ve Müslüman Kürtlerin tarihini ise diğer Müslümanlar tarafından yazılmıştır.

Nitekim bir kısım araştırmacılar, Nuh Peygamber’ın gemisinin karaya oturduğu yer Kurânê Kerim’e göre Cudi dağı olarak tarif edildiği CUDİ aslında Gutilere ait dağ anlamına geldiği ancak Arapçada G harfı C ile yazıldığı ve okunduğu için Cudi diye geçmektedir.

Kurânê Kerim’de ‘’Gemi, Elcudiyyi ( الْجُودِيِّ ) dağına oturdu.’’ diyor. Arapça’da, Şeddeli Y (يّ) harfi, mensubiyet, mensup olduğu, bağlı olduğu yer, kişi ,kişiler veya kavim ifade eder.Yani, ayete göre Gemi ,Gutilere (Cudilere) ait yüksek yere veya dağa oturdu. Diyorlar.

Gutiler, Akadlardan, Elamlardan, Hurrilerden aldıklarını Medlere yansıtmışlardır. Kürtlerin ilk ataları kabul edilen Medler ise aldıklarını Lidyalilar’a , Yunanlılar’a, Perslere, Persler üstünde de Mısırlılara ve hatta Babil’e yansıtmışlar. Bunu nerden biliyoruz. Çünkü Heredot, kitabının üçte birini Medlere ve ilişkilerine ayırmıştır.

Aryan aşiretlerinden olan Medler, Anadoludan Afganistan’a kadar geniş bir coğrafyada İmparatorluk kurmuşlar. Medler, Yunanlılarla ve Lidyalilarl’a (Yerleri Sardes bu günkü Manisa civarı) sürekli savaş halinde oldukları için, Babil ve Mısır krallarının araya girmesiyle Lidya kralının kızını Med kralının oğluna alıp, barış ve akrabalığı tesis etmişlerdir. (Herdot’un anlatımı)

Lidyalı kral kızı Mandane’den, son Med kralı Astyegos, dünyaya gelmiştir. Astyegos, aynı zamanda Aryan aşiretlerine mensup Pers İmparatorluğunun kurucusu, Yunanistan’ı ve Babili feth eden Büyük Kyros’un (Koreş) dedesidir. Pers İmparatorluğu komutanlarının çoğu ile elit kesimi, idareci ve üst düzey elemanları Medliydilar. Persler, Med kıyafetlerini resmi olarak kabul etmiş ve Med kıyafetlerini; devrin devletlerinin kralları bibilerine hediye ederler ve aynı zaman büyük prestij simgesiydi. (Herdot’un anlatımı). Ayrica:

_ Persler’ın Medler’in bir devamı olması;

_İskender’e (Pers Devletinin yıkılışı) kadar Yunanların Perslere bağlı olması;

_Lidyalılar’ın Medler’le yakın teması ve Lidyalıların torunları (Bir kısım araştırmacılar tarafından kabul edilen) olan Etrüksler’in, Roma’yı kurmaları ve Yunanlilar’la bir arada olmaları;

_Yunanlılar’dan önce, Perslerin egemenliğinde kalan ve etkilenen Mısır uygarlığı;

_Yunanistan’a göç eden Kürt boyları sayesinde

İranlı Düşünür ve sosyolog Dr.Ali Şeriati’ye göre ‘’ Yunan Medeniyeti, hicret eden Kürtlere dayanır ’’, kanaâtı boş değildir.

Gerçekten de, Latince kökenli tıp terimlerin çoğunun, bu gün dahi konuşulan Kürtçe ile birebir aynı olması düşündürücüdür.
 

2 ) OSMANLİCA:

Osmanli’ca da Akadça gibi bir İmparatorluk dilidir. Nasıl ki Akad’ça; Din dilini Sümerce’den, geri kalanı Sami dillerinden, Elem ve Hürri dillerinden ortak bir İmparatorluk dilini oluşturmuşsa Osmanlica da dünyanın, çok önemli üç medeniyet dilinden oluşturulmuştur.

Osmanlica; Din dilini, Sami dil geleneğinden gelen Akadça, Babilce, Asurîce,Süryanîce,Aramîce ve İbrani’ce dillerinden beslenen Arapça’dan; diğer taraftan Grek ve Latinceyi dahi etkilemiş Medler, Persler ve aryan geleneğinden gelen Farsça ve Kürtçeden; öbür taraftan Çin, Moğol, Hun ve Turkî gelenekten beslenen Türk dilinden alıp, 600 sene İslam Medeniyetini ve Uygarlığını idare etmiştir.

İslam Devletlerinde; Arapların dışında; Fars, Kürt ve Türkmen boyları İslamiyet’i kabul ettikten Osmanlı’nın belli bir dönemine kadar Din dili Arpça, kültür, edebiyat ve saray dili Farsçadır.(Büyük Selçuklular, Anadolu Selçukluları, Gazneliler, Samanîler, Harzemşahlar vs.) Sadece Karahanlılar’ın dili Türkçe ve Mervaniler’in dili Arapça ve Kürtçedir.

Kürtçe ilk yazılı eserler; Baba Tahirê Hemadanî’nın (1010-1019 ) ,bir kısım araştırmacılara göre Ali Herirî ‘nın ( 1010 lardan sonra), yazdıkları eserlerdir. Türkçe olarak; ilk yazılı eserler ise, aynı dönemden bir süre sonra, Divanı Lügat-ı- Türk (1072-1074) ve Yusuf Has Hacib’ın Kutadgo Bilig (1069-1070) eserleridir.

İlginçtir;Kaynaklar, genellikle İranî halklar olması münasebetiyle Afgan, Beluci, Kürt kişilik ve eserleri çoğunlukla Fars diye göstermektedir.

Osmanlı dili, büyük bir imparatorluğa yakışacak ve onlarca halkı bir arada tutacak şekilde cümle altyapısı Türkçe fakat geri kalını Arapça, Farsça ve Kürtçe’den müteşekkilidir.(Müslüman Halkların Dili) .Oldukça zengin, oturmuş, on yıllar ve yüzyıllarca kullanılmış bir imparatorluk dildir.

Osmanlica, her ne kadar günlük hayatta her kesin konuştuğu bir dil değilse de ,amma her kesin kendini içinde bulduğu ortak iletişim, yazışma ve edebiyat dilidir. .(Zaten adı, üstünde Osmanlica; bir etnik veya ulus dili değildir, İmparatorluk dilidir.)

Zaten, her halk, kendi anadilini, edebiyatını, kültürünü istediği gibi özgürce yaşıyordu. Yoksa, 600 sene dayanabilir miydi?

Nitekim, Kürt Edebiyatında da o dönem gelişen Melayê Cüzeyriler,Feqiyê Teyranlar,Ahmedê Xanîler bunun bir göstergesidir.

Ne gariptır,1983 yılına kadar; Türk Dil Kurumu; Osmanlıcayı, yoz bir dil olarak görür ve dil olarak kabul etmezdi. Bırak, Her şeyi bir yana, bunca yazılmış tarihi birikimi ve tecrübeyi; eğer Osmanlica bir dil değilse o zaman Akdça da bir dil değildir ve bu günkü İngilizce de bir dil değildir. Çünkü bu günkü İngilizce de ileride anlatacağımız gibi oluşumu Osmanlıcadan farklı değildir.

Her halde dünyada geçmişi ile bağı koparılan ve yabancılaştırılan böylesi, çok az toplum vardır. Bu kadar zenginleştirilmiş bir dilden daha daraltılmış bir dile geçilmiştir. Nitekim bu günkü Türkçe çok daraltılmıştır. Birçok dil bilimciye göre, mevcut harf kapasitesi, seslendirmesi ve klavyesi yeterli değildir.

Kabul etmek gerekir ki; Türkçeye en büyük hizmeti, Hasan Ali YÜCEL, tüm Şark (Kürtçe hariç) ve batı edebiyatı klasiklerini ilk olarak Türkçeye çevirerek yapmıştır.

Osmanlıcanın içinde Kürtçenin rolü neydi?

İslam Aleminin, ekseriyetle konuştuğu, 4 dil de (Arapça , Farsça, Türkçe, Kürtçe) birbirlerinden alıp vermişlerdir. Çoğu şair, yazar, bilge ve âlim dört dili de biliyordu.

Sanılanın aksine, Farsça; bir Hindu Avrupa dili olmakla beraber Arapçadan çok almıştır. Çünkü, Sasanî Devleti; bir Zerdüşt din devletiydi ve resmi dili orta Farsça olarak bilinen ve daha çok Kürtçeye yakın olan (eski) Pehleviceydi .İranlilar; İslamiyeti kabul ettikten sonra, Arapça’dan alarak Farisîleştırip Fars dilini oluşturmuşlar. İran kültürünün ve Fars dil yapısının (Hindu Avrupa dillerinin) böyle bir adaptasyon özelliği vardır.

Arapça da Türkçeden biraz almıştır. Halen, Efendi, abı, abla, doğri vs. Gibi kelimeler, özellikle Mısırda çok kullanılyor.

Türkçe; Arapçadan, özellikle Farsça ve Kürtçeden çok almıştır. Nedense, Arapçadan ve Farsçadan alındığı söyleniyor da fakat Kürtçe yasaklı ve tehlikeli bir dil olduğu için hiç bahsedilmiyor.

Oysa, elimizi vicdanımıza koyarsak, 1000 senden beri beraber yaşadığımız bir dilden ve kültürden hiç mi bir kelime almamışız?

Üstelik Selçuklu ve Osmanlı Medrese kurucuları (Tacettin Elkurdi, Ebukwefa El- Kurdi gibi),Sultanların hocaları (İdrisî Bitlisî, Ebu Suud, Molla Goran’i gibi) çoğu Kürt asıllı iken.

Hatta, Türkçülüğün Esasları yazan Ziya Gökalp (ki Kürtçe de yazmıştır) ;Cumhuriyetin ilk Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar (Bedirxan Paşanın torunu); Edebiyat ustası Yaşar Kemal (Evdalê Zeynikê den; Kürt Çirok ve Destanlarından etkilendiğini kendisi itiraf ediyor) ; Bedîuzzeman Hazretleri (Türkçeyi sonradan öğrenen, bunca eser ve miras bırakan) Kürt asıllı iken.

Hepsinden vaz geçtik; bu kadar ortak aile olmuş, Kürt gelinler ve damatlar hiç mi? Türkçe’ye bir kelime taşımamışlar?

Kürtçe hangi dilden çok almıştır?

Tek kelime Kürtçe bilmeyen iddia sahiplerinin aksine, Kürtçe; Farsça’dan çok az ve Arapça’dan da dini terimleri almıştır. Aksine, bu 4 dilin içinde en arı dil Kürtçedir.

Üstelik Kürtçe Farsçadan eski bir dildir, zira Persler, devlet yönetimini Medler’den aldı ve İranîlerin kutsal kitabı sayılan Avesta, arkaik Kürtçe’ye daha yakındır.

Üstelik, Farsça ve Kürtçe bildiğimiz ortak kelimelerin çoğu arkaik Kürt diline aittir.

Arapça Samî bir dil olup, apayrı bir dildir. Sanılanın aksine Türkçe ve Farsçanın cümle kuruluşları aynıdır.

Kürtçenin cümle kuruluşları, dördünden de farklı olup bir Hindu Avrupa dili olarak ingilizce ile aynıdır. Örneğin;

Arapça:ذهب على إلى المدسة (Zehebe Aliyun ilel Medreseti):

ZEHEBE; Fiil başa geliyor, Alİ; Özne (fail) ortada, MEDRESE; Nesne (Mefûl) sonda.

Türkçe : Alı okula gitti .

Farsça:علی به مدرسه رفت (Ali be Medrese reft) .

Farsça ve Türkçe’de: Alİ; Özne (Fail) başta geliyor, MEDRESE ve OKUL; Nesne (Mefûl) ortaya geliyor, GİTTİ ve REFT; fiil sona geliyor.

Kürtçe: Eli çû dibistanê.

İngilizce: Ali went to school.

Kürtçe ve İngilizcede : Alİ; Özne (Fail) başta, ÇÛ ve WENT; fiil ortada, DİBİSTAN ve SCHOOL nesne (Mefûl) sonda.

Bir de, İngilizce, Farsça ve Kürtçe Dilleri; Hindu Avrupa Dilleri oldukları için Türkçe’nin aksine sondan eklemeli olmadıklarından yabanci kelimeleri alıp içselleştirmek ve kelime hazinesi artırmak daha kolaydır. İrregular verbs (Düzensiz fiiler ) 3 dilde de çok fazladır. Bu da dilde geniş hareket alanını yaratıyor.

İNGİLİZCE:

Bu gün küresel ve evrensel bir dünya dili olarak kabul ettiğimiz İngilizce; topu kökü 800 senelik geçmişi olup 1400 yıllarına kadar yazısı olmayan bir dildir.

Britanya İmparatorluğu ve 2. Dünya savaşından sonra ABD’nın süper güç olması ile tıpkı Akadça ve Osmanlica gibi imparatorluk dili olmuştur. Bundan 800 sene geriye giderseniz; Arapça, Farsça, Almanca, Fransızca, Türkçe ve Kürtçe yazılı kaynak bulabilirsiniz ama İngilizce bulamazsınız.

İngilizce de, diğer İmparatorluk dilleri gibi birkaç dilden müteşekkildir. Nasıl; Akadça din dilini Sümerce’den ,diğer alanları Sami, Elam, Hurri, vs, dillerden almışsa ve nasıl Osmanlica din dilini Arapçadan geri kalan alanları Farsça’dan, Türkçe ’den ve Kürtçe ‘den almışsa İngilizce de din dilini Latinceden (Hırıstiyanlık yolu ile) geri kalan alanları, Grekçeden, özellikle Fransızcadan (bir germen dili) ve diğer Germen kabile dilleri Keltçe ,Anglosaksonca vs. dillerinden almıştır.

9.yüzyıla kadar İngilizce diye bir dil yoktur. 9. yüzyılda İngilizce ismini alıyor.11.yüzyılda asıl dil Fransızca, İngilizce sadece köylüler tarafından konuşuluyordu. Yani; halı bu günkü Kürtçeden beterdi.1400’den sonra yani YÜZYIL savaşlarından sonra yazıya geçiyor.

Nitekim, birçok kelimenin yazılışı aynı, ama okunuşu ve anlamı, Fransızca veya Latince kökenine göre değişiyor.

B] ÇOK DİLLİ İMPARATORLUKLAR VE DEVLETLER:

1.PERS İMPARATORLUĞU: Pers İmparatorluğu, çok dilli ve dinli bir imparatorluktur. Oldukça hoş görülü bir ülkedir. Med ve diğer İranî dillerin yanında Elamca, Aramca ,Akadça vs. hepsi kabul görmüştür. Büyük Kryos ,tebası arasında ayrım yapmamış Yahudilere bile sahip çıkmış Küdus’u imar etmiş ve Yahudileri memleketlerine göndermiştir. Tarihte düşmanlarının bile adaletine ve duruşuna hayranlık duyduğu lider varsa biri Büyük Kryos, diğeri de Sultan Selahaddinî Eyyubî dır.

2. ROMA İMPARATORLUĞU: Resmi dili Latincenin yanında Grekçe de geçerlidir.

3. İSVİÇRE,HİNDİSTAN,KANADA,BELÇİKA,HOLLANDA VS.: Bu ülkelerin hepsi de en az iki resmi dili vardır.

4. İSPANYA,RUSYA,ÇİN VS.: Bu ülkelerin resmi dili yanında kabul edilmiş haklılık gören birkaç dili vardır.

C ] YASAKLI DİLLER:

Yıllarca yasaklanmış, bitirilmeye çalışılmış Kürtçe.

4 ] RESMİ DİLLER VE ANADİL:

İnsanoğlu olarak kendimizi hiç boşa yormayalım. Dünyanın hiçbir yerinde homojen bir yapı yoktur. Ne homojen bir millet ve devlet vardır ne de homojen bir dil vardır. Beşer olmanın gereği hepsi iç içe girmiştir. Çünkü geçmişi ve yaradılışı ortaktır. Zayıflar bir gün güçlenmiştir, güçlüler bir gün zayıflamıştır. Bu doğanın dengesidir. Yani Adetullahtır.

Kim tahmin ederdi ki bir gün Latince diye bir dil olmayacak veya Akadça, Aramice ,Grekçe diye diller olmayacak. Kim tahmin ederdi ki 800 sene önce bir köylü dili olup, yazısı bile olmayan İngilizce bir gün dünya dili olacaktır.

Ama bir gerçek vardır; Bilişim, iletişim ve teknolojinin geldiği aşamada insanların ortak bir dile ihtiyacı vardır. Dahası her coğrafyanın ortak bir dile ihtiyacı vardır.

Olmazsa olmaz ise, her Devletin en az ortak bir resmi dilinin olması ve bir o kadar kıymetli ve olmazsa olmaz da Anadillerin resmi kabul görmesi ve dilendiği gibi özgürce yaşamasıdır. Bir insanı şereflice öldürürsen bir sefer ölür, ama diline zorbalık yaparsan, yasaklarsan, zorla asimile edersen her gün ve saniye öldürürsün.

Ayrıca, Sosyolojiye ve teknolojiye karşı direnirsen altında kalırsın.

Bu yazı toplam 163 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM YAZ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.