1. YAZARLAR

  2. Mehmet Hanifi Alır

  3. ASLEN TÜRK OLMAYAN, TÜRKÇÜLÜK; AŞİRETİ OLMAYAN, AŞİRETÇİLİK YAPIYOR, NE YAMAN ÇELİŞKİ!
Mehmet  Hanifi Alır

Mehmet Hanifi Alır

ASLEN TÜRK OLMAYAN, TÜRKÇÜLÜK; AŞİRETİ OLMAYAN, AŞİRETÇİLİK YAPIYOR, NE YAMAN ÇELİŞKİ!

A+A-

Anadolu coğrafyası, Türkiye ve Kürt sosyolojisi garipliklerle doludur. Tabi bunun sebebi, bu coğrafyanın birçok kavme, medeniyete, inanca, imparatorluklara, zorbalara vs. ev sahipliği yapmasıdır.
Bu coğrafyada ne Astiyegesler, Kiryoslar, İskenderler, Cengizhanlar, Sahabeler, Hakanlar, Sultanlar, Şahlar geldi geçti ama kadim halklar her şeye rağmen yine yerinde duruyor, öte yandan birçok topluluk da yok oldu, asimile oldu, göç etti ya da kimlik değiştirdi; Asuriler, Süryaniler, Keldaniler, İskitler, Sakalar gibi topluluklar buna örnektir. Büyük Selçuklular ve Anadolu Selçukluları döneminde Anadolu’da Rumca ve Yunanca konuşan onlarca halk vardı. Onun için Anadolu’ya Diyar-i Rom denirdi. Peki bütün bu topluluklar nereye gitti?

Türkiye’de ilginç olan şey Türkçü felsefenin kurucularının hatta en fanatik ırkçı-türkçü düşünceye sahip olanların çoğunun aslen Türk olmamasıdır. Ziya Gökalp, Ahmet Arvasi vs. bildiğimiz çoğu kişi aslen Türk değildir ya da göçmen falandır. (Tabi bu konuda Türk-İslam felsefesini ayrı tutmak lazım. Ayrı bir yazı konusu olabilir.) Bunun sebebi, özünde azınlıkta olanın, zayıf olanın ya da öz güveni bulunmayanın, gücün arkasına sığınma ve bu gücü lehine, şahsi çıkarına, hakimiyet alanına çevirme olgusudur. Anadolu Yörükleri, Türkmenleri bunların tam aksine çok mazbut, mütevazi, sakin ve hümanist huyludur.

Coğrafyamızda birçok kişi Seyyidim, Ömeriyim, Halidiyim, Abbasiyim (Hz.Peygamber’in amcası) diyor. Hiç Ebu Lehebiyim (Peygamber’in müşrik amcası), Ebu Cehiliyim vs. diyeni gördünüz mü? Peki bunların sülalesi yok muydu? (Bu konuda Ehli Beyt‘in tarihsel, mezhepsel, inançsal ve siyasasal boyutları ayrıdır.)
Kürt coğrafyasında da aynı olgu ve aktörler vardır; halen aşiretçilik yapanlar yani. Gayet tabi ki insanoğlu/herkes mutlaka bir bölgeye, bir etnik yapıya, bir kabileye, bir aşirete, bir sülaleye mensuptur. Özellikle kadim milletlerde hemen hemen herkesin kökeni bellidir. Bölgemizde bazı aileler yer değiştirmiş; kimi ilim talebi ile, kimi başka bir yörede mülk edinebilme şansına kavuştuğu için, kimi evlilik sebebiyle, kimisi de kan davasından dolayı başka bölgeye göç etmiştir, oraya yerleşmiş ve oranın yerlisi olmuştur. (Son zamanların siyasal veya ekonomik zorunlu metropollere göçünü kastetmiyorum. Kastım, yerleşik düzendir.) Aşiret, Aşiret Beyliği, Nakşi Şeyhliği, Tarikatlar, Tasavvuf, Kürt sosyolojisinin bir realitesidir.

Burda çarpık olan, toplumlar sosyolojik olarak feodalizmden sanayi toplumuna, uygar ve modern topluma geçtiler. Kürt şeyhleri, beyleri de yurt dışında ya da büyük şehirlerde çocuklarını okuttular, merkezi yerlere, metropollere yerleştiler. Günümüzde ise bilinen aşiretlerin çocukları büyük şehirlerde inşaatlar yapıyor, sanayide çalışıyor veya muhtelif alanlarda iş adamıdır vs. Bunlar da aşiretçiliği bıraktı, fakat Kürt coğrafyasında küçük aileler ya da o yöredeki küçük aşiretler bir güce dayanma istekleri için devlet bürokrasisinde etkili olan ya da yerleşim yeri eşrafının ve esnafının mensup olduğu aşiretelere katıldılar veya tarihsel hiçbir bağı olmayanlar biz de aşiretiz deyip kendilerine yeni/suni bir aşiret oluşturdular. Şimdi büyük aşiret beyleri, büyük aşiret mensupları aşiretçiliği bıraktı ama sonradan aşiret olanlar ya da bir aşirete katılanlar katı ırkçı aşiretçilik yapıyor ve kavmiyetçiliği/asabiyeti bırakmıyor. Min dız berdaye dız min bernade hesabı. Ha, devlet ve parti merkezlerine kendini pazarlayıp bu kadar bin oyum var diyen yok mu? Gayet tabi tek tük vardır ama, gelişmiş dijital çağda kimse kimsenin koyunu değildir, öyleleri de itibar görmüyor zaten.

Kürt sosyolojisinde bir çarpıklık da soyadı ve kadın erkek isimlerinde mevcut. Cumhuriyet döneminde daha çok isyancı ailelerin soyadları zorla değiştirilmiştir. Soyadları; Hastürk, Türkmen, Türk vs’dir. Tam tersi, o soyadlar hiçbir zaman üstlerine oturmamıştır. Keza 12 Eylül sonrası zorla verilen isimler vardır; Turan, Yılmaz vb. Bunların aksine bu dönemin çocukları daha tepkilidir, son 30-40 yılda büyükşehirlere yerleşenler çocuklarına Berfin, Baran, Botan, Serhat vs. Kürtçe isimler verdiler, ilginçtir onların çoğu tek kelime Kürtçe bilmiyor. Maalesef coğrafyamız böyle iki yüzlü bir sosyolojik yapıya sahiptir.

Bu yazı toplam 53 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM YAZ

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.